Anasayfa » Kadın Hastalıkları

Kızlarda Ergenlik Dönemi

10 Kasım 2010 Yorum Yok

Kadınlarda erinlik olayı geçmişte yalnız doktorlar tarafından ele alınmış ve incelenmiştir. Doktorlar kadın erinliğinin fizyolojik özelliklerini belirtmekle yetinmişlerdir. Bu Önemli olayın iç yaşam üzerindeki etkilerine, yankılarına fazla ilgi göstermemişlerdir.
Bilindiği gibi, insan bir bütündür. Vücut dünyası ve ruh yapısı ile iki ayrı yaşam biçimini yaşamaz. Vücudundaki değişikliklerin etkilerini ruhta, ruhundaki değişikliklerin etkilerini de vücudunda duyar. Yalnız bu değişikliklerle etkiler aynı zamanda ortaya çıkmazlar.

Memleketimizde genel olarak, 13, 14 yaşına doğru erinliğe ulaşırlar, ilk âdeti görürler. Erkek çocuklar ise biraz daha geç erinliğe ererler. Yalnız bu ortalama bir yaştır. Daha önce ya da daha sonra âdet gören kızlar vardır.

Adet görme hali memleketlere göre değişir. Kuzey Avrupa memleketlerinde kızlar daha geç âdet görürler. Bu memleketlerde ortalama âdet görme yaşı 16 dir. Danimarka’da isveç’te, Almanya’da 16, Japonya’da da 18 dir. Arabistan’da Mısır’da, Habeşistan’da ise âdet görme zamanı, ortalama olarak 9, 10 yaştır.

Cabanis’e göre sıcaklığın âdet görme üzerindeki etkisi büyüktür. Ona nazaran, ateşin yanında fazla bulunan kızlar daha erken âdet görürler. Beslenme de burada önemli bir yer tutar. Bol azotlu yiyeceklerle beslenen kızlar çabuk âdet görürler.
Bütün bu faktörler bir kaç kuşak boyunca kendilerini belli eder. Tepkilerini gösterirler. Milletlerin, milletler topluluklarının kimi özelliklerini meydana getirirler. Meselâ, yabancı memleketlere giden kızlar aşağı yukarı anayurtlarındaki kızlar gibi aynı yaşta âdet görürler.

Adet görülmesinde, iç yaşam üzerinde etkiler yapan dış faktörler de rol oynarlar. Bunlar arasında tiyatroyu, sinemayı, yatılı yaşamı, cinsiyetle ilgili konuşmaları, romanları, kartpostallardaki açık resimleri sayabiliriz. Bununla beraber, bu faktörlerin etkileri insanlara, insanların yaradılışlarına göre değişmektedirler. Marc Despinese göre saçları siyah, gözleri siyah, kahverengi, gri renkte olan kızlar daha erken gelişirler ve âdet görürler. Tersine olarak, saçları kestane renginde olan, mavi ve yeşil gözlü kızlar daha geç âdet görürler.

Mutedil iklimlerde yaşayan kızlar normal olarak 12, 13 – 17 yaşları arasında erinliğe ererler. Erinlikte vücutta meydana gelen en önemli değişiklik rahimde kendini gösterir. Rahim erinlik yaklaştığı zaman önemli bir şekilde gelişir, iki yıldan az bir zaman içinde iki kat büyük. Gebelikle ve doğumla ilgili kaslarda da büyük gelişmeler olur. Aynı şekilde yumurtalıklar 13, 14 yaşından daha önceki yıllara nazaran daha fazla büyürler. Ağırlık kazanırlar.

ilk âdet gören kızlardan kimileri yorgunluktan yakınırlar. Üzüntü duyarlar. Sayıları pek fazla olmayan kimileri de, tersine olarak, bu gibi anlarda bir coşkunluk gösterirler. Bir kısım kızlarda ise âdet görme, ciddi sarsıntılar yaratabilir. Bu sarsıntılar tehlikeli olabilirler. Patolojik bir mahiyet kazanabilirler.

Salgıları büyük bir rol oynayan iç salgı bezleri arasında yumurtalık ve troid bezleri bir süre önemli bir faaliyet gösterirler. Troid bezi âdet görme zamanlarında şişer. Troid bezinin yetersizliği halinde cinsiyet organları gelişemezler. Erinlikte gecikme olur. Böbrek üstü bezlerindeki bozukluklar yumurtalığın gerektiği gibi gelişmesini önleyebilirler. Timus bezi cinsiyet bezleri faaliyete geçer geçmez »Milgıları onun yaptığı küçülmeye başlar. Yumurtalık işin yerini alırlar. Cinsiyet bezlerinin salgıları merkez sinir sistemleri üzerinde büyük etkiler yaparlar.

Erinlikle beraber hücrelerin beslenmelerinde önemli değişiklikler meydana gelir. Kanda daha az kırmızı yuvarlaklıklar bulunur. Kan erkek ergenlerinkinden daha hafif olur. Kızların kanındaki su miktarı artar. Albümin ve yağlı maddeler azalır. Emoglobin sayısında artış görülür. Yalnız hemoglobin sayısının toplamında âdet görmeden beş altı gün önce ve âdet görme sona ererken düşme olur.

Erinlik, yarattığı etkiler bakımından, kızlar için, erkek çocuklara nazaran, çok daha büyük bir önem taşır. Bu etkiler âni ve derin olmaktadırlar. Bununla beraber, erkek çocuklar erinlikten sonra, cinsiyetle ilgili sorunlarla daha fazla ilgilenirler.. Erinliğe eren erkek çocuklar gündüz ve gece bu sorunlar üzerinde çok dururlar.

Cinsel konuları bütün arzularının ağırlık noktası haline getirirler. Erinliğe ermiş kızlar ise, bu sorunlar üzerinde o kadar çok durmazlar. Kızlar, âdet görmekten utanır gibi bir durum takınmaktadırlar. Bu hali olağan karşılamak gerekir. Bu gibi anlarda hiç kimse bu konuda konuşmak istemez. Gerek evde, gerekse okulda kendilerine bu olayla ilgili hiç bir şey söylenmez.

Sosyal çevrelerde egemen olan gelenekler, ahlâk anlayışı, cinsel yaşamla uzaktan yakından ilgili sorunların üzerinde durulmasını önlerler. Bu sorunlardan söz açmayı günah, suç sayarlar. Cinsiyeti, insanın bayağı, utandırıcı bir yanı, özelliği gibi kabul ederler. Bütün bu nedenlerin etkisiyle, kız çocuk durumunu anlatamaz. Varlığında yer alan ve esrarlı bir anlam taşıyan değişikliğin yarattığı acılarla başbaşa kalır. Hiç kimsenin üzerinde durmak istemediği, herkes tarafından iyi karşılanmadığına inandığı bir olayı yaşayan bir insan gibi tanıdığı kendisini ayıplar. Günahkâr sayar.

Suçlu bulur. Çevrelerinin sıkıntı verici tutumlarının ve kendisinin kendisi hakkındaki olumsuz yargılarının etkisiyle ümitsizliğe düşebilir. Bütün bunlar ise kızın geçirmekte olduğu bunalımı daha da şiddetlendirebilirler.

Erinliğe ermiş kızlar, bu gibi hallerde birbirinden farklı iki yaşam biçimini benimserler.. Bir yandan, çevrelerinin istedikleri bir insan olmaya çalışırlar. Öte yandan da, kendi yaşamlarını yaşarlar. Esrarlı bir mahiyet taşıyan bu yaşam bilincine ancak kendileri, o da yarım bir şekilde, ulaşabilirler. Başka bir deyişle, erinlik çağındaki kızlar, birinci yaşam biçimleriyle çevrelerine, çevrelerinin isteklerine uymaya çalışırlar. Gerçeklik prensibine göre yaşamaya uğraşırlar.

Çevrelerinde tutunmuş davranışları, düşünceleri göz önünde bulundururlar. Bu suretle çevreleriyle anlaşamamızlıklara düşmezler, ikinci yaşam biçimlerinde de , çeşitli, karışık heyecanlar, hayaller, arzular, istekler, meraklı, üzücü sorunlar, kısacası, organizmanın yeni durumunda yer almış belirsiz, mevzii uyarmalardan meydana gelen tepkiler bulunur.
Erinlik süresince kızlar bu iki yaşam biçimi arasında bocalarlar. Bir kız, bu durumu şu sözleriyle anlatıyor. “Ne kadar rahat ve perişanım. Üzülüyorum. Seviniyorum. Kıskanıyorum. Aldırmıyorum”

Bu hal ancak erinlik bunalımı ile beraber yok olabilir. Anneler, babalar, öğretmenler bu çağdaki kızlarının birbirini tutmayan davranışları karşısında şaşırırlar. Ne yapacaklarını bilmezler. Öğütlerle onları iyileştirmeğe çalışırlar. Bekledikleri sonuçları elde edemezler. Edemezler, çünkü, sözlerle onların üzerinde etkiler yapan bilinç altına egemen olamazlar.

Bundan başka, erinlik çağındaki kızlar kendilerine yönelen dış etkilere karşı koymak arzusunu duyarlar. Becerikli ve dikkatli bir anne tarafından gerektiği gibi aydınlanmayan bu çağdaki kızlar erinlikle ilgili sorunlara karşı çekingen davranırlar. Bu sorunlar hakkında açık bir şekilde konuşmak istemezler. Hatta, en yakın arkadaşlarına bile bu hususta bilgi vermekten kaçınırlar.

Leave your response!

Add your comment below, or trackback from your own site. You can also subscribe to these comments via RSS.

Be nice. Keep it clean. Stay on topic. No spam.

You can use these tags:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar.


diyet